çin mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çin mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çinliler, yemekleri ve Türkler
Çinlilerle Türkler arasında belki de en büyük farklardan bir tanesi damak tadı ve yemek alışkanlıkları. Bunu, Çin'e ilk geldiğiniz andan itibaren sert bir şekilde fark ediyorsunuz. Bazen ilk geldiğim zamanları ve o zamanlarda yaşadığım zorlukları düşünüyorum. Bunlardan en büyüğü, Çin alışkanlıklarına, damak tadına, zevklerine alışmaktı. Basit bir örnek vermek gerekirse, o zamanlar öğrenci olduğum için okulun yurdunda kalıyordum ve okulun yemekhanesinde çatal ve kaşık yoktu. Benim de "kuaizi" yani çubuklarla yemek yemeye alışmam çok uzun sürmüştü. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım çubuklarla tuttuğum yemek daha ağzıma varmadan düşüyordu ve beni dalga konusu haline getiriyordu. O yüzden neredeyse ilk bir ay, yemekhaneye giderken elimde marketten aldığım kendi çatalımı götürdüm. Bu çatal kaşık bulunmaması durumu sadece okulun yemekhanesinde değil, dışarıda gittiğim birçok lokantada da aynıydı. Ancak belli bir seviyenin üzerindeki lokantalarda, o da özel istek üzerine çatal ve kaşık getirilirdi, ki bunların bile çoğunda kaşık olur ama çatal olmazdı, kaşık da yaklaşık 6-7 cm boyunda porselenden yapılma küçük bir kaşıktı, yani amacı adeta onunla yemek yenmesi değil, ya çorba içilmesi ya da bir yemeğin ana tabaktan kişisel tabağa aktarılmasıydı.
    Bir süre sonra çubuklarla yemek yemeye alışıp artık çatal kaşık aramaz duruma geldiğinizde ise daha büyük bir problem sizleri bekliyor, o da Çinlilerin damak tadı. Türkler, özel sağlık nedenleri veya diyet yapıyor olma durumu söz konusu olmadığı sürece hemen hemen bütün yemeklerine tuz koyarlar. Hatta bu o kadar önemlidir ki yemek tam pişmeden önce yemeğin suyundan bir miktar alınarak tuzuna bakılır, eksikse ilave edilir, fazla olmuşsa ekstra malzeme veya su konur. Çinliler ise bizim tuzumuz yerine şeker kullanırlar. Hemen hemen bütün yemekleri az ya da çok tatlıdır. Çok güzel görünen bir etli patates yemeğinin içinde reçelimsi bir sos olması veya sabırsızlıkla beklediğiniz balığın tahin benzeri bir sosla servis edilmesi sık karşılaşacağınız durumlardır. Normal lokantalarda zaten ekmek yoktur, ekmek yerine genelde pilav yersiniz. Pilavın da yapılışı bizimkinden çok farklıdır. Biz pilavı genelde şehriye ile yaparız, tereyağı ve tuz ilave ederiz. Çinliler ise pirinci suya atar, kaynatır ve çıkarır, yağ ve tuz koymaz, şehriye ise Çin'de yok zaten. Bizde pilavın tane tane olması makbuldür, lapa olursa bu bir kusurdur ve dile getirilir. Çinlilerin alışkanlıklarında ise lapa pilav makbuldür; çünkü eğer tane tane olursa çubuklarla yemek zor olur, lapa olduğunda ise çubukla kolayca tutulup tek seferde yeterli miktar ağza götürülebilir.
    Fakat bütün bu anlattıklarım alışılamayacak şeyler değil. Tabii yemek konusunda, "şunu yemem, şöyle yerde yemem, şöyle olmazsa yemem" gibi takıntısı olanların alışması çok daha zor ama eninde sonunda alışılıyor. Bu süreç benim için yaklaşık iki ay sürdü ve bu süre içinde çoğunlukla hazır gıdalar tüketmiş olmamdan dolayı kilo da aldım, fakat sonunda alıştım, hatta birkaç gün yemediğimde özler bile oldum. Buna alıştıktan sonra ise, yemekle ilgili zevklere ortak olabiliyorsunuz.
    Örneğin Çinlilerin en büyük zevklerinden bir tanesi "huoguo", yani hotpot tarzı lokantalar. Bu lokantalarda oturduğunuz masanın ortasında bir büyük ocak veya herkesin önünde birer küçük ocak bulunuyor. Sipariş verdiğiniz zaman, o ocağın üzerine, içinde tercihinize göre farklı aromalı su bulunan bir tencere konuyor ve kaynamaya başlıyor. Sipariş ettiğiniz et veya sebzelerin tamamı çiğ olarak geliyor ve o tencerede kendiniz pişiriyorsunuz. Piştikten sonra da tahin ve sarımsaktan oluşan bir sosa batırarak yiyorsunuz. Belki bu şekilde ifade edince kulağa hoş gelmiyor olabilir; fakat alıştıktan sonra son derece lezzetli bir alternatif olabiliyor bu yemekler...
    Yine Çinlilerin, özellikle gençlerin en büyük zevklerinden biri de bir evde toplanıp birlikte farklı yemekler pişirmek. Bir Çinli arkadaşım bana bunu söylediği zaman hemen bu şekilde bir organizasyonun hazırlıklarına giriştik. Ortak arkadaşımız olan birkaç tane Çinli gencin hepsinin uygun olacağı bir zaman ayarladık ve benim evimde toplanmak üzere sözleştik. Buluşma gününde, herkes, kendi pişirmek istediği yemeğe uygun olarak alışveriş yaptı. Gelecek olan herkes tamamlandığı zaman, ellerinde alışveriş poşetleriyle yemek yapmaya hazırlanan sekiz kişi vardı. Kimisi yapabildiği tek yemeği yapacaktı, kimisi kendi şehrinin ünlü yemeğini yapacaktı, kimisi kendi icat ettiği bir yemeği yapacaktı, kimisi de bir diğerine yardım edecekti. Arada sırada da yemek alışkanlıklarından ve hepsi Çinli de olsa bölgelere göre değişen damak tatlarından bahsediyorlardı. Örneğin Çin'in güneyindeki insanlar yemekte tatlı sosları daha az tercih edermiş, onun yerine daha çok baharat ve hatta bazıları tuz kullanırmış, buna karşın Çin'in kuzeyinde soslar daha tatlı ve şerbet tarzında olurmuş. Yine Çin'in kuzeyindeki insanlar çok fazla acı sevmezmiş fakat Sichuan ve Hunan bölgelerinden gelenler çok acı severmiş ve hemen hemen bütün yemekleri acılıymış. Öyle ki, Çin'in kuzeyinde yaşayan birinin hayatında hiç Sichuan yemeği yememiş olması çok sık rastlanan bir durum; çünkü bütün yemekler acılı fakat kendisi acıya alışkın değil ve sevmiyor. Tabii bizim buluşmamızda yemek yapacak olan kimse profesyonel aşçı olmadığı ve yöresinin yemeklerini en iyi şekilde temsil etmek gibi bir görev üstlenmediği için hiç kimse, yemeklerin aşırı baharatlı ve acı olmasını istemedi.
    Sohbetler ve hazırlıklarla geçen yaklaşık üç saatlik bir sürenin ardından dokuz farklı çeşit yemek, üç farklı içki, çorba, meyve tabağı ve tatlıdan oluşan zengin bir menü ortaya çıktı. Arkadaşların her biri bana özellikle kendi pişirdiği yemeği daha en baştan tattırıyordu ve beğenip beğenmediğimi soruyordu. Bense Çin damak tadına alışkındım ve birçok farklı bölgenin mutfaklarından yemekler yemiştim, o yüzden hiçbiri yabancı gelmiyordu ve hepsini beğeniyordum. Fakat Çin tadına alışık olmayan birisi kesinlikle 9 farklı yemeğin en fazla 3-4 tanesini yiyebilir. Benim gibi alışık olan biri içinse yemekler tam bir ziyafetti.
    Tatlı yapma görevi de bana verilmişti ve ben de Türk tatlı kültürünü ve Türk damak tadını iyi temsil edeceği ve yapması kısa süreceği için bisküvili pasta yapmıştım. Bu şekilde sofraya oturduk. Fakat farklı alışkanlıklar vardı. Örneğin yine Çin'in güneyinde yaygın olan alışkanlık, biz Türklerin alışkanlıklarına benzer şekilde, ana ve sıcak yemeklerden önce çorba içilmesi şeklindeydi. O yüzden güneyli arkadaşlar bu öneriyle birlikte sofraya ilk olarak, hazırlamış oldukları çorbayı getirdiler. Kuzeyde ise önce yemekler yenir, doyulmaya yakın çorba içilirdi, o yüzden kuzeyli arkadaşlar da buna karşı çıktı. Sonuçta bu ciddi ve resmî bir yemek değildi o yüzden sonunda, sığdığı kadarıyla bütün yemekler ve çorba hep birlikte sofraya kondu ve yaklaşık 1.5 saat boyunca bol kahkahalı sohbetler ve tatlı dedikodular eşliğinde herkes istediği her şeyden bol bol yedi. Bütün herkesin "çok doydum, meyve bile yiyemeyeceğim" dediği bir anda içlerinden biri, "hiç olur mu, daha Alican'ın pastası var" diyerek benim tatlımı hatırlattı. Ben o kadar doymuş olduğunu söyleyenlerin "neyse onu daha sonra yeriz" şeklinde tepki vermesini beklerken bütün herkesin "aaa evet tatlı var, Alican getirsin hemen yiyelim" isteğinde bulunmasına şaşırdım kaldım. Hele ki kocaman bir tepsi büyüklüğünde yaptığım tatlının yüzde 80'inin on dakika içinde büyük bir mutlulukla bitirildiğini görmek beni hem çok şaşırttı, hem de çok mutlu etti. Bütün herkes çok beğendiğini söyledi, bu durum yedikleri miktardan da belli oluyordu. Benden de bir sonraki buluşma için tekrar söz aldılar. Bu şekilde yemekli parti, neredeyse bütün yemeklerin bitmesiyle sona erdi.
    Bu organizasyon sayesinde, Çinlilerin aslında kendi aralarında eğlenmelerine ev sahipliği yapmış oldum. Yakın arkadaşların kendi aralarındaki sohbetlerini dinlemiş, hepsinin sevdiği yemekleri paylaşmış, ayrıca güzel bir Türk pastasını da Çinlilere tanıtmıştım. Sanırım bu şekilde yoğun kültür alışverişleri, farklı bir ülkede yaşayan biri için çok önemli, çünkü ancak bu şekilde toplumun içine girebiliyorsunuz ve yaşantınızı hiç yabancılık çekmeden sürdürebiliyorsunuz; ayrıca bunlara uyum sağlayıp zevk alabildiğiniz ölçüde toplum tarafından benimseniyorsunuz.
    Program içinde geçen bazı kelimelerin Çincelerini öğrenerek programı noktalayalım. Acı demek için Çince'de la(4) diyoruz. Tatlı demek için tian(2) diyoruz. Tuz demek için yan(2) diyoruz. Bu kelimeye dikkat etmemiz gerek çünkü yabancıların birçoğu bunu doğru söyleyemiyor. Çince'de tonlamanın çok önemli olduğunu daha önce söylemiştim, eğer tuz demek istediğinizde ikinci ton yerine birinci tonda söyler ve yan(1) derseniz, bunun anlamı sigara oluyor. Yani bir lokantada ufak bir ton hatasıyla garsondan tuz yerine sigara isteme olasılığınız var. Şeker demek için tang(2) diyoruz. Burada da dikkat etmemiz gereken bir nokta var, bunu da eğer birinci tonda yani tang(1) olarak söylerseniz, bu da çorba veya yemeğin suyu anlamına geliyor, şeker demek istiyorsanız tang(2) şeklinde söylediğinize emin olmalısınız.
    Bir sonraki programımız Bahar Bayramı, yani Çince söylenişi ile chun(1) jie(2)'ye denk geliyor. Havai fişek sesleri yaklaşık bir hafta sonra başlayıp bir hafta kadar devam edecek. Şimdiden herkesin bayramını kutluyorum. Çince söyleyecek olursak chun(1) jie(2) kuai(4) le(4). Bayramdaki programımızda görüşünceye dek hepiniz esen kalın sevgili dinleyiciler.
"Yemek cenneti" Chengdu'da Chuan mutfağını tanıyalım
    Çin'in Sichuan eyaletinin merkezi Chengdu şehri, kısa süre önce, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün kurduğu (UNESCO) yaratcılık gücüne sahip kentler ağına katılması onaylanarak "Yemek Cenneti" ünvanı kazandı. Böylece Chengdu kenti Asya'daki ilk "Yemek Cenneti" oldu.     Çin'in güneybatısındaki Sichuan eyaleti Çinlilerince yemek cenneti olarak kabul edilen bir bölge. Çin'de bilinen ve sevilen yemeklere sahip Chuan mutfağının özel pişirme yöntemi ve yöresel tatları yalnızca Çin'de değil bütün dünyada ün salmış durumda. Sichuanlılar acı yemekleri çok sever, o yüzden Chuan mutfağından söz edilince aklımıza hemen acı, güzel koku ve lezzet gelir. Çünkü Sichuan eyaleti Sichuan havzasında yer aldığı için iklim genelde çok rutubetli. Sichuanlılar da Biber ve Çin biberi gibi terletici yiyecekleri, dolayısıyla da acıyı severek tüketiyor.
    Kesin olmayan istatistiklere göre, Chuan mutfağı dört binden fazla çeşide sahip. Fıstıklı tavuk kızartması, tütsülü ördek ile kızartılmış tatlı ve ekşi et gibi yemekler, Chuan mutfağının özelliklerini gösterir. Chengdu'da en tanınmış Chuan mutfağı lokantalarından biri olan "Kırmızı Kayısı Lokantası"nın yöneticisi Li Wei bu konuda şunları anlatıyor:
    "Sichuan eyaletinin en özgün yemekleri, Fıstıklı tavuk kızartması ve Mapo Doufu adlı acılı soya peyniri. Bu yemekler, ülkenin diğer eyaletlerinden gelen ziyaretçilerin hoşuna gider. Fıstıklı tavuk kızartmasının malzemeleri çok önemli, tavuk etinin yabani ortamda yetiştirilen tavuktan alınması gerekiyor. Yoksa tadı gerçek ve güzel olmaz."
    Fıstıklı tavuk kızartması en yaygın ve en ünlü Çin yemeklerinden biridir. Tavuk eti, kuru kırmızı biber ve yer fıstığı gibi malzemelerle yapılan bu geleneksel Chuan yemeği, güzel koku ve acı tadıyla herkes tarafından beğeniliyor. Eskiden Guizhou mutfağından kaynaklanan fıstıklı tavuk kızartması, bugün Chuan mutfağının en tipik yemeği haline geldi.
    Hotpot, fıstıklı tavuk kızartması gibi en çok bilinen Chuan yemeklerinden biri. Halk arasında bir söyleyiş vardır: "Sichuan eyaletinde hotpotu yemeyenler Sichuan'a gelmiş sayılmaz." Hotpotu seven Sichuanlılar sık sık arkadaşlarıyla birlikte bir masanın çevresine oturup içinde çeşitli baharatlar bulunan kaynama suyuna malzemeleri atarak yerler. Chengdu'da ünlü Küçük Kuğu Hotpot Lokantası'nda çalışanlardan biri olan Bayan Wang Lilin bize şunları söyledi:
    "Sichuan hotpotunun özellikleri acı, güzel koku ve lezzet. Hotpot için kullandığımız malzemeler çok taze ve çeşidi de çok zengin."
    İnternette Chuan mutfağı hakkında bilgiler ararsanız, "Chuanweifang" adlı bir internet sitesini hemen bulabilirsiniz. Chuan mutfağını seven bir grup genç tarafından açılan bu site, Chuan mutfağını dünyaya tanıtmayı amaçlıyor. Sitenin sorumlusu Hu Yun bize şu bilgiler verdi:
    "Biz bazı damak zevkine düşkün olan kişileri ve aşçıları ziyaret ettik. Onlar Chuan mutfağına ait yemeklerin, malzemelerinin seçilmesi, baharatların yapılması, yemeklerin pişirilmesini kapsayan her halkasında özel yöntemler bulunduğunu söylediler. Bunlardan büyük ilgi duyuyoruz. Memleketimizin güzel şeylerini tanıtmak amacıyla biz de bu siteyi açmaya karar verdik."
    "Chuanweifang" adlı bu site aracılığıyla Chuan mutfağına ait klasik yemekler, yemekle ilgili hikayeler ve en tanınmış Chuan mutfağı lokantalarının adresleri hakkında bilgi edinebilirsiniz. Hu Yun eskiden beri "bereket diyarı" olarak adlandırılan Sichuan eyaletinde eğlence kültürünün, Sichuan kültürünün önemli bir parçası olduğunu belirterek, Sichuanlıların yemek yemeyi sevmesinin, Chuan mutfağında her yemeğin kendine has bir özelliği olmasını sağladığını söyledi.
Search Engine Submission - AddMe